Taslicayir Forum Ana Sayfa  
 SSS  •  Arama  •  Üye Listesi  •  Kullanıcı Grupları   •  Kayıt  •  Profil  •  Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın  •  Giriş
 Devamı Sonraki başlık
Önceki başlık
Yeni başlık gönderBaşlığa cevap gönder
Yazar Mesaj
onur



Kayıt: 28 Ksm 2007
Mesajlar: 102

MesajTarih: Çrş Arl 12, 2007 9:36 pm Alıntıyla Cevap GönderBaşa dön

KURBAN VE LOKMALARA DUA

Örnek verdiğimiz bu cem törenİ, Abdal Mûsa Birlik Cemi, Hızır Cemi, Aşure(Muharrem Matemi) Cemi, Sultan Nevruz Cemi, yılda kırk sekiz hafta yapılan cemler, kısa(kısır) cem ve eğitim cemleri için geçerlidir. Görgü cemi, Müsahiblik cemi ve Düşkün kaldırma cemlerinin düzenlenişi ise ayrıdır. (Bu cemlerin nasıl yapıldığını da ayrıca kitap olarak yayınlayıp, yakında toplumumuzun hizmetine sunacağım. M. YAMAN) Kurbanlar gündüz tekbirlenerek kesilir(tığlanır) evlerde ya da yeterli olan cem evlerinde pişirilir.
Kurbancı ve lokmacı hizmetini alan hizmet sahibi, pişmiş kurban etlerinden ve getirilen lokmalardan bir tabağa örnek olarak bir miktar koyarak, kurban ve lokma sahiplerinden sadece birkaçı ile birlikte meydana gelirler. Kurbancı’nın “Hayır himmet Pîrim!” sözüyle dara dururlar.(Her hizmette gözcü, hizmet sahibinin sağında meydana gelir, birlikte dara dururlar.)
Dede, kesilen kurbanlara üç kez Tekbir getirir ve dua okur:
“Allah…, Allah…
Fermân-ı celil, kurbân-ı Halil, cân-ı İsmail, peyk-i Cebrail. La ilahe illallâh, Muhammedün Resulullah, Aliyyün Veliyullah
Allahü Ekber, Allahü Ekber…La ilahe illallahü vallahü ekber. Allahü Ekber ve lillah-il-hamd.
Bismillahi tekbir, Allahü ekber…La fetâ illa Ali la seyfe illa Zülfikar…” der, ardından şu gülbangı okur:
“ Allah… Allah…
Kurbanlarınız kabul, muratlarınız hâsıl ola. Her ne niyetle kesmiş iseniz, Hak-Muhammed-Ali niyetlerinizi Ulu Dergahında kabul-ü makbul eyleye. Hayırlı evlatlar, hayırlı kısmetler, hayırlı kazançlar nasip eyleye. Evladınızı, ayâlinizi, eşinizi, dostunuzu görünür görünmez, bilinir bilinmez kazalardan, belalardan, âfetlerden, saklaya bekleye. Kazalara kalkan, belalara bekçi ola. Her tüyü başına binbir sevap yazıla. İsmail Peygamberin kurbanı kabul olduğu gibi, sizin kurbanlarınız da İmam Hüseyin Dergahı’nda kabul ola. Emekleriniz boşa gitmeye.Oniki İmam ağzımızın tadını bozmaya, ağrı, acı, elem, keder vermeye. Gerçeğe hü…”

Dâr’dakiler yere secde eder, hizmetlerinin başına giderler. Eğer kurban yoksa, sadece lokma sahiplerinin duası verilecektir. Ondan sonra zakir kurbanla ilgili bir ya da üç düvaz okur.

KURBAN DÜVAZI I

Ali meydanına bir kurban geldi
İsmail’e inen koça benzettim
Anası meledi bağrımı deldi
İsmail’e inen koça benzettim

Kadir Mevlam sürme çekmiş yüzüne
Yüz sürelim tırnağına dizine
Koç dergaha gitti düşün izine
İsmail’e inen koça benzettim

Koçu tekbirledi Kırklar birisi
Bir lokmadan kandı cümle varısı
Emîr ayyar belindedir derisi
İsmail’e inen koça benzettim

Kadir Mevlam kabul etsin koçunu
Bağlıyalım ayağının ucunu
Ali meydanıdır, sorman suçunu
İsmail’e inen koça benzettim
Ufacık doğrayın koyun kazana
Mahrum can koymayın çekin meydana
Kul olayım bu kalemi yazana
İsmail’e inen koça benzettim

İsmaile inen koçun örneği
Yalan değil gözümüzün görneği
İdris’e üsküf oldu tırnağı
İsmail’e inen koça benzettim

KUL HİMMET ÜSTADIM arzular canım
Kurbanla birlikte kaynıyor kanım
Hüseyin’im kabul olsun kurbanım
İsmail’e inen koça benzettim

* * * *

KURBAN DÜVAZI II

Muhammed Ali’yi candan sevenler
Kurbanınız kabul olsun erenler
El bağlayıp bir ikrarda duranlar
Kurbanınız kabul olsun erenler

Bu kurbanın aslı nergisden geldi
Dört melaik geldi kısmetin böldü
Kırkların ceminde erkânı gördü
Kurbanınız kabul olsun erenler

Kaynar kaynar kazanını taşırır
Ateş mürşid olmuş onu pişirir
Kurban tek değildir eşin getirir
Kurbanınız kabul olsun erenler
İmam Ali hizmet eder kurbana
Hizmet eder Hıdır Abdal Sultana
İhlas ile getirilsin meydana
Kurbanınız kabul olsun erenler

Hasan, Hüseyin’im, Zeyneldir şahım
Bâkır, Câfer, Kâzım, Rızadır mahım
Takî, Nakî, Askeri, Mehdi penahım
Kurbanınız kabul olsun erenler

SEFİL ALİ himmet aldı pirinden
Yazı yazsam kurbanının kanından
Muhammed Ali’nin alın nurundan
Kurbanınız kabul olsun erenler

* * * *

KURBAN DÜVAZI III

Akıl ermez Yaradan’ın sırrına
Muhammed Ali’ye indi bu kurban
Kurban olam kudretinin nuruna
Hasan Hüseyin’e indi bu kurban

Ol İmam Zeynel’in destinde idim
Muhammed Bâkır’ın dostunda idim
Câfer-i Sadık’ın postunda idim
Mûsa Kâzım Rızâ’ya indi bu kurban

Muhammed Takî’nin nurunda idim
Aliyyün-Nakî’nin sırrında idim
Hasan-ül-Asker’in darında idim
Muhammed Mehdi’ye indi bu kurban

Aslı Şâh-ı Merdan, Gürûh-i Nâci
Gerçeğe bağlıdır bu yolun ucu
Senede bir kurban talibin borcu
Pir-i Tarikata indi bu kurban

Tarikattan hakikata ereler
Cennet-i Âla’ya hulle sereler
Muhammed Ali’nin yüzün göreler
Erenler aşkına indi bu kurban

ŞAH HATAYİ’m eder bilir mi her can
Kurbanın üstüne yürüdü erkân
Tırnağında tesbih kanında mercan
Mümin müslimlere indi bu kurban

* * * *

Düvaz bitince zakir, sazının üzerine hafifçe eğilir.” Hü erenler!” der. Dede ona şu duayı verir:
“Allah… Allah…
Hizmetleriniz kabul, muratlarınız hasıl ola. Ağzınız dert, gönlünüz keder görmeye. Adını andığınız erenlerin evliyaların, himmetleri üzerinizde hazır ve nazır ola. Yoluna hizmet ettiğiniz Hak-Muhammed-Ali yardımcınız ola, saklaya, bekleye. Gerçeğe hü..”
Dede bu arada yol-erkân ve cemle ilgili aydınlatıcı bir sohbet konuşması yapabilir, sonra da eğer gerekirse bir dinlenme arası verir.

CEM’DE MOLA (DİNLENME) VERME DURUMU

Oniki hizmet sahipleri daha önceden iyi hazırlanmış(eğitilmiş), okuyacakları gülbang ve tercemanlar ezberletilmiş, yapacakları hizmet öğretilmiş ise; Dede seri bir şekilde hizmetleri sırasıyla yaptırırsa, Cemin başlangıcı ile zakirin kurban duasını okuyup duasını alıncaya kadar en fazla bir saat zaman alıyor. Cemin tavsamamasına, seri bir şekilde halkın dikkatini dağıtmadan coşku, sevgi ve inançla ibadet yaptırmak isteyen Dede, hiç ara vermeden CEM’İN MÜHÜRLENMESİ’ne geçer.

Fakat cemaatin ve zamanın durumuna bakılarak ara(mola) vermek isteyen Dede, “Dâr çeken didar göre, erenler sefaya ere, gerçeğe hü…” diyerek “Eşik, beşik yoklayana” destur verir, cemde bulunanlar cemevinden çıkıp sigara, su…içerler, ihtiyacı olanlar dışarı giderler, Dede’nin belirttiği süre içinde de gecikmeden cemevinde yerlerini alırlar. Çünkü cem mühürlenecek, içeri dışarı girip çıkma olmayacaktır.

CEM’İN MÜHÜRLENMESİ

Dede “Cem birleniyor, sağa sola bakmak yoktur…” der ve cemde bulunanlar edeb-erkân ile dedenin nutkunu dinlerler.
Cemin asıl ibadet bölümünü oluşturan “CEM’İN MÜHÜRLENMESİ” şu sıraya göre yapılır:
Dede(ya da Gözcü):
“Edeb, erkân!”der. Herkes dizde edeb-erkân oturur. Cem başlamıştır. Dede artık yüksek sesle SALEVAT’tan başlayarak MÜHÜRLEME’yi, NADİ ALİ’yi, BAĞIŞLAMA’yı, İSTİĞFAR’I, TEVBE DÜVAZİMAMI’nı okur. En sonunda bir dua eder.
SALEVAT: Dede “Evvel baştan Muhammed Mustafa’ya candan salevat…” deyince tüm cemaatle birlikte: “Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed ve Al-i Muhammed…” der ardından yüksek sesle “Gerçeğe hü, mümin müslim, bacı kardeş. Oniki Hizmet sahipleri ve bütün canlar yerini alsın. Birliğe varacağız, ikilik kalkacak. Burası Hak meydanıdır. Muhammed-Ali divanıdır. Herkes hesabını burada görsün. Allah kimseyi kul hakkı ile huzurunda sorgulamasın. Bu cemde herkes ana, baba, kardeştir. Dileğimiz, gönül birliği ile Hakka yalvarmaktır. Bu cemler eline, diline, beline sahip olanların yeridir. Yolumuz kıldan ince, kılıçtan keskindir. Allah kimseyi pîr nefesine uğratmasın. Döktüğünüz varsa doldurun, ağlattığınız varsa güldürün, yıktığınız varsa kaldırın. Söylediğiniz bizde, sakladığınız sizde kalır. Hak vebali boynunuza. Bu ibadetimizin kabulünü Hak-Muhammed-Ali’den niyaz ediyoruz. Edeb erkân, mümine nişan. Müminin nişanı görüşmekle olur. Herkes birbiriyle görüşsün…” der, MÜHÜRLEME’ye geçer.
MÜHÜRLEME: ( üç kez tekrarlanır)
“Cemimizi mühürledik. Allah’ın emriyle bir hisar yaptım. Cebrailin mührü ile mühürledim. Hasan, Hüseyin’in kilidi ile kilitledim. Ya Ali, bu cemaati sana ısmarladım. Verelim Muhammed Mustafa’ya candan salevat…” der, SALEVAT’dan sonra Nâdİ Alî’yi okur:

NAdİ ALİ :
“Nâdi Aliyyen mazhar-ül-acâib
Tecidühü avnen leke fin-nevâib
Li ilallahi haceten külli hemmin ve gammin seyenceli
Bi-nuri azametike Yâ Allah, Yâ Allah, Yâ Allah
Ve bi-nuri nübüvvetike Ya Muhammed, Ya Muhammed, Ya Muhammed
Ve bi-nuri sırr-ı Velayetike Ya Ali, Ya Ali, Ya Ali
Edriknî, edriknî, edriknî
Ve aleyhâ muhavvelî
Yetiş Ya Ali
La feta illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfikar
Her bir kazayı, belayı defeder perverdigar
La feta illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfikar
Yezid’in boynundan gitmesin tığ ile teber
La feta illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfikar
Müminin gönlünden gitmesin leyl-ü ve’nnehar
La feta illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfikar
İmam Câfer Buyruğu’nda budur muteber
La feta illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfikar
Nasrun minallahi ve fethün karîb ve beşşir-il-mü’minine Ya Muhammed, Ya Ali…Ber cemali Muhammed kemâl-i İmam Hasan Şah Hüseyin Ali’yi pir bilene verelim candan salevat…” der, salevat getirilir, sonra BAĞIŞLAMA’yı okur.

BAĞIŞLAMA.
“Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed Mustafa yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Aliyyel Mürteza yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Hasan-ül-Mücteba yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Hüseyn-i Kerbela yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Zeynel-Abâ yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Bâkır Bahâ yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Câfer Rehnümâ yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Mûsa Kâzım yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina İmam Rıza yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed Takî yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Ali Nakî yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Hasan-ül-Askeri yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammed Mehdi yüzüsuyu hürmetine bağışla
Allahümme salli alâ seyyidina Erenler, evliyalar yüzüsuyu hürmetine bağışla..” der, TEVBE İSTİĞFAR’ı okur.

TEVBE-İSTİĞFAR

“Tevbe günahlarımıza estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah! Elimizle, dilimizle, belimizle işlediğimiz bütün günahlarımız için, bilerek ya da bilmeyerek, açık ya da gizli olarak işlediğimiz bütün hatalarımız için tevbeler olsun.
Ey evrenin sahibi Ulu Tanrı!
Doğduğumuz günden bu âna gelinceye kadar eğer bilerek bilmeyerek işlediğimiz kov, gıybet, hata isyan, küçük ve büyük günahların hepsine can-ü gönülden tevbe ettik, pişman olduk. Bir daha işlemeyeceğimize tevbe estağfirullah. Kul kusur işler, sultan bağışlar. Tevbe estağfirullah. Evvelimiz Adem atamızdır, sonumuz bizim peygamberimiz iki cihan serveri Muhammed Mustafa’dır. Bu ikisi arasında her ne kadar peygamberler, veliler, nebiler, gerçek erenler geldi geçti ise hepsi haktır, hepsine inandık iman getirdik. Hak-Muhammed-Ali yoluna, ilkelerine bağlandık. Ey Ulu Tanrımız! Günahlarımızı yarlığa, tevbelerimizi kabul eyle!” der, ardından TEVBE DÜVAZI’nı okur.

TEVBE DÜVAZI (Dede ya da zakir isterse sazla da çalıp söyleyebilir):

Hatalar etmişim noksandır işim
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Muhammed-Ali’ye bağlıdır başım
Tevbe günahlarımıza estağfirullah

Hasan, Hüseyin balkıyan nur ise
İmam Zeynel sır içinde sır ise
Özümüzde kibir, benlik var ise
Tevbe günahlarımıza estağfirullah

Muhammed Bâkır’ın izinden çıkma
Yükün Câfer’den tut, gayriye bakma
Hatıra dokunup gönüller yıkma
Tevbe günahlarımıza estağfirullah

Mûsa-i Kâzım’a daim niyazım
İmam-ı Rıza’ya bağlıdır özüm
Eksiklik, noksanlık, hep kusur bizim
Tevbe günahlarımıza estağfirullah
Takî ile Nakî benziyor aya
Ali emeklerimizi vermeye zaya
Ettiğimiz kem işlere kötü bed-huya
Tevbe günahlarımıza estağfirullah

Hasan-Askeri’nin gülleri bite
Mehdi gönlümüzün gamını ata
Ettiğimiz yalan, koğu gıybete
Tevbe günahlarımıza estağfirullah

CAN HATAYİ’m eder Bağdat, Basıra
Böyle güne kaldık, böyle asıra
Ya Ali cömertsin kalma kusura
Tevbe günahlarımıza estağfirullah

Düvazimam bitince Dede ardından şu duayı okur:
DUA(Dede dua okurken bütün canlar secdeye varır.)
“ Cân-ı dilden, cân-ı gönülden diyelim bir Allah Allah…
Allah… Allah…
Allah, Muhammed, Ali, Hünkâr Hacı Bektaş Veli. Yetişe ulaşa, dilde dilekleri, gönülde muratları vere. Kazalara, belalara kalkan ola. Oniki İmamlar cemalinden, nurundan ayırmaya. Her gönülde bir murat vardır : Murat isteyenin muratlarını, dilek isteyenin dileklerini ihsan eyleye. Cümlemizi sancağının altında saklaya, bekleye. Hastalarımıza şifâ, dertlerimize deva, borçlarımıza eda nasip eyleye. Destimiz deman, küfrümüz iman, yardımcımız Oniki İmam ola. Ali’den bakım, Hak’dan nazar ola.
Seksen bin Urum Erleri, doksan bin Horasan Pirleri, yüz bin Gayb Erenleri yetişe, ulaşa, dilde dilekleri, gönülde muratları vere. Vakitler hayr ola, hayırlar feth-ola, şerler def-ola.
Niyazlarımız Hak Dergahı’nda kabul ola. Gözümüzden yaş, duvarımızdan taş düşürmeye. Ocaklar başı aydın ola. Oniki İmamlar cümlemize yardım eyleye. Akşamlar kutlu ağızlar tatlı ola. Ceddi cemalim yolumuzu yolsuza, uğursuza, pirsize uğratmaya. Şeytanın şerrinden, görünür görünmez kazadan, beladan saklaya, bekleye. İki cihanda korktuğumuzdan emin, umduğumuza nail eyleye. Dil bizden nefes Hazret-i Pir’den ola.
Dem Ali, sırr-ı Nebi, Pirimiz Hünkâr Bektaş Veli, kerem-i evliya, gerçekler demine hü…” der. Mühürleme böylece bitince sıra üç düvazimam okumaya gelir.(Zakir isterse kendi bildiği düvazimamları okur.)
Gözcü ortadan çıkar, meydanın dışından bütün cemaate göz, kulak olur. Cem’de oturan duran taliplerin birinde bir yanlışlık olursa gözcü bunu Dede’ye haber verir. Göz yumarsa onun günahı gözcü’nün boynunda kalır, hizmetinde eksiklik yapmış olur. Ayrıca canları incitmemeye çalışır. Gözcü, cem ibadeti bitinceye kadar ortaya giremez. Bir can esrediği zaman “Hü! Himmet Pîrdedir.” diyerek izin alır öyle girer. Şimdi sıra üç (ya da cemin fazla uzun olmaması için bir düvazimam) okumaya gelmiştir. Oniki İmam’ın ve diğer ulularımızın adı geçtikçe, canlar saygı-sevgi ile niyaz eder, yani sağ ellerini göğüslerine kor ya da kendi ellerine niyaz ederler.

DÜVAZİMAM I

Medet, mürvet dedim kapına geldim
Muhammed Mustafa, Ali gel yetiş
İsyan deryasına gark olup kaldım
Hünkâr Hacı Bektaş Veli gel yetiş

Şu benim halimi Pirime bildir
Gönlümün evini nur ile doldur
Cesedim ölmeden nefsimi öldür
Hadice, Fatıma, ulu gel yetiş

Bir yanımda nefs-i emmârem azar
Bir yanda vesvese çok hile düzer
Melek günahımı yazmada bezer
Şah Hasan, Hüseyin,dolu gel yetiş
Yezid’in elinden müşkül halimiz
Münafıklar faş eyledi yolumuz
El-aman Yâ Zeynel sen tut elimiz
Muhammed Bâkır’ın dili gel yetiş

Tamaha aldanma geziyor her bar
Hırsa, nefse fırsat verme ya Cebbâr
Sana sığınmışız Vahid-ül-Kahhar
Car günümdür Câfer eli gel yetiş

Dağlarca günahım gel vurma yüze
Tamu’nun odunu gösterme bize
Mûsâ Kâzım ile Şah İmam Rıza
İmam Takî, Nakî Ali gel yetiş

Tevbekârım muhabbetim bu yolda
Mürüvvet dilerim kusurum elde
Göster cemâlini eyleme dalda
Askerî gönlümün gülü gel yetiş

NOKSANİ arzeder dîdar-ı cennet
Masûm-i Pâkler’den erişe himmet
Sana sığınmışım Mehdi Muhammed
Sarı Saltık Kızıl Deli gel yetiş

* * * *

DÜVAZİMAM II

Allah medet Ya Muhammed Ya Ali
Bizi dergâhından mahrum eyleme
Pirim Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli
Bizi dergâhından mahrum eyleme

Âdem safiyullah atam hakkı-çün
Eyyub’a sürülen sitem hakkı-çün
Muhammed Mustafa hatem hakkı-çün
Bizi dergâhından mahrum eyleme

Hasan’ın aşkına kılalım zârı
Hüseyin’dir dinimizin serveri
Alemler Cebbârı Cenâb-ı Bâri
Bizi dergâhından mahrum eyleme

Zeynel’in canına kıldılar eza
Ol İmam Bâkır’dır sırr-ı Mürteza
İmam Câfer, Kâzım Mûsa-yı Rıza
Bizi dergâhından mahrum eyleme

MUHAMMED’im eder ey Gani Kadir
Takî, Nakî, Asker, er-Rahmanımdır
Muhammed Mehdi’ye niyazım vardır
Bizi dergâhından mahrum eyleme

* * * *

DÜVAZİMAM III

İnâyettir bize Fazl-ı Hudâ’dan
Umarım kurtara cümle belâdan
Her dem ki şefâat eyle Muhammed
Evvel himmet Aliyyel-Mürtezâ’dan

Şah Hasan’dan bulduk meyl-i muhabbet
Şah Hüseyn şehid-i deşt-i Kerbela’dan
İmam Zeynel, İmam Bâkır-u Câfer
Delil bize Kâzım Mûsa Rızâ’dan
Şah Takî bâ Nakî, Askerî billah
Gelecektir Mehdi şah evliyadan
Dediler HATAYİ’m ne meşrebdensin
Aşk-ı muhabbetten sıdk-ı safâdan
(Yetiş cârımıza Muhammed, Ali…)

Düvazimamlar okunup bitince Dede duâ eder, canlar secde’ye varır, ardından TEVHÎD’ler başlar. Bilenler meydanın ortasında (üçü bacı oniki kişilik) TEVHİD HALKASI oluşturur, cemaati coştururlar. Tüm cem erenleri de toğluca ve candan, gönülden Tevhid çekerler. Hakkın ve halkın birliğini simgeleyen bu bölümde canlar coşku içinde “Allah…Allah…” diye yakarırlar. Zakirler tevhid ritmini hızlandırır, Tevhid çeken canlar da ellerini önce ağır ağır dizlerine vurarak, sonra dedenin işaretiyle el tutturularak(Halka’daki 12 can el tutuşarak, bir sağa bir sola olmak üzere dizlerine vurarak-ki bunun şeklini Dedeler öğretecektir-) Halka Tevhid’i hızlanır, halkadakilere üç kez de el çırptırılır. Tevhid hızlanır, yavaşlayarak son bulur. Görevli bir bacı kalkar, halkadaki canların terlerini alır, onlara havlu verir, geçer yerine oturur.


TEVHİD I

Medet hey Allahım Medet
Gel dertlere derman eyle
Yetiş Ya Ali, Muhammed
Gel dertlere derman eyle
Allah, Allah, Allah, Allah
Allah, Allah, Allah, Allah
Hasan, Hüseyin aşkına
Yardım edesin düşküne
İmam Zeynel’in aşkına
Gel dertlere derman eyle
Allah, Allah, Allah, Allah
Allah, Allah, Allah, Allah
İmam Bâkır’ın katına
Câfer’in ilm-i zatına
Mûsa Rıza hürmetine
Gel dertlere derman eyle
Allah, Allah, Allah, Allah
Allah, Allah, Allah, Allah
Şah Takî’nin ve Nakî’nin
Askerî’nin ve Kemterî’nin
Yarlığamak senin şanın
Gel dertlere derman eyle
Allah, Allah, Allah, Allah
Allah, Allah, Allah, Allah
Var Allah’tan dilek dile
Mehdi sahip zaman gele
DEDEM-OĞLU secde kıla
Gel dertlere derman eyle
Allah, Allah, Allah, Allah
Allah, Allah, Allah, Allah

TEVHİD II

Çağıralım Muhammed’e
Ali deyi Ali deyi
Ağlar gezerim dünyada
Ali deyi Ali deyi

Ali…Ali…Ali…

Bektaş-ı Veli’de hal var
Fatmanada bir hayal var
Sabah sabah Hakka yalvar
Ali deyi Ali deyi

Ali…Ali…Ali…

Hasan, Hüseyin uğruşur
Melekler çırpar seyrişir
Sinem bülbülü çığrışır
Ali deyi Ali deyi

Ali…Ali…Ali…

İmam Zeynel semah tutar
Bâkır’a Câfer’e yeter
Kumru dost dost deyi öter
Ali deyi Ali deyi

Ali…Ali…Ali…

Mûsayı Kâzım’dan içtik
Ali Rızâ’ya tez ulaştık
Şah’ın sevdasına düştük
Ali deyi Ali deyi

Ali…Ali…Ali…

Takî, Nakî bu dediler
Askerî’ye hü dediler
Mehdi’dir Kırklar, Yediler
Ali deyi Ali deyi

Ali…Ali…Ali…

KUL HİMMET ÜSTADIM yeter
Güher almış güher satar
Arşullah’da bir kuş öter
Ali deyi Ali deyi

Tevhid’in son halkasında “Ali…Ali…Ali…”den sonra Güzel Allah, Bir Allah Lâ ilâhe illallah…” denir. “Lâ ilâhe illallah…” sözü 5-10 kez söylenince arada bir de “Aşk gele diyelim Allah, coş gele diyelim Allah…” ve arada bir coşkulu sesle “Allah, Allah, illallah…” cümleleri söylenir, tekrar tevhid kelimesine devam edilir ve üçüncü tevhide makam değiştirilerek geçilir. Nitekim her üç tevhidin de makamı ve nakaratları ayrı ayrı çalınıp söylenecektir. Fakat zorunluluk da yoktur, Zakir bildiği makamlarla da söyleyebilir.

TEVHİD III

Ol Kırkların ceminde
La ilâhe illallâh
Erenler meydanında
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
El çaldılar dest-i kefe
Dediler ki cana sefa
Yetiş Muhammed Mustafa
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
İmam Hasan meydanda
Şah Hüseyin irfanda
İmam Zeynel zindanda
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
İmam Bâkır sultanı
İmam Câfer erkânı
Yetiş keremler kânı
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
Mûsa-i Kâzım Şah’tır
Daim der Hakka şükür
İmam Rıza bin okur
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
Takî, Nakî engine
Al’Asker’in dengine
Mehdi resul cengine
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah
Kalmadı imamlar derdi
Aşkı muhabbet verdi
DERVİŞ VELİ’nin virdi
La ilâhe illallâh
Hak leylâhe illallah
La ilâhe illallâh
Ali mürşid güzel Şah
Şahım eyvallah eyvallah

Bu son nakarat ikinci kez ve ağırlanarak söylenir, tevhid son bulur. Tevhidlerin sonunda cem erenleri secdeye varır. Dede dua eder, “Dâr çeken bacılar didar göre, erenler sefaya ere” deyip kısa bir dinlenme arası verilir, ardından MİRACLAMA ve SEMAH hizmeti başlar.

MİRACLAMA


Geldi Cebrâil çağırdı
Hak Muhammed Mustafa
Hak seni Mirâc’a okur
Davetine kadir Hüdâ

Evvel emanetim budur
Bir pîr-ü rehber tutasın
Daimî erkâna yatıp
Tarîk ile müstakîme

Muhammed sükuta vardı
Yoktur senden bir aziz
Şimdi senden el tutalım
Hak buyurdu vedduhuna

Muhammed belin bağladı
Anda hazır Cebrâil
İki gönül bir ettiler
Yürüdüler Dergâha

Vardı Dergâh kapısına
Gördü aslan yatar orda
Aslan anda hamle kıldı
Başa da koptu bir fen

Buyurdu sırr-ı kâinat
Korkmasın Habibim dedi
Hatemi ağzına versin
Aslan istiyor nişane

Hatemi ağzına verdi
Aslan oldu anda sakin
Muhammed’e yol verildi
Aslan da gitti nihane

Vardı Hakk’ı tavaf etti
Evvela bunu söyledi
Ne çetin şîrin var imiş
Hayli cevreyledi bize

Gördü bir biçare derviş
Hemendem yutmak diledi
Ali bile olayıdı
Dayanırdı bu cevre

Ey benim sırr-ı devletim
Sana tâbidir Habîbim
Eğiliben secde kıldı
Eşiğine kıblegâh’a
Doksan bin kelam danıştı
İki gönül dost dostuna
Tevhid’i armağan verdi
Yeryüzünde insana

Kudretten üç hon geldi
Sütü elma baldan aldı
Muhammed destini sundu
Nuş eyledi emrullaha

Muhammed ayağa durdu
Ümmetini diledi
Cümlesine rahmet olsun
Dedi ağladı Kibriya

Eğiliben secde kıldı
Hoşca kal sultanım dedi
Kalkıp evine giderken
Yolun uğrattı Kırklara

Vardı Kırklar makamına
Oturuben oldu sâkin
Eğiliben secde kıldı
Eşiğine kıblegâha

Secdeye indirdi özün
Türaplara sürdü yüzün
Cebrâil getirdi üzüm
Hasan ile Hüseyine

Anda Selman hazır idi
Şeydullahını diledi
Bir üzüm tanesi koydu
Selmanın da keşkülüne
Kuduretten bir el geldi
Ezdi engür eylediler
Hatemi ol elde gördü
Uğradı bir müşkül hale

Canım size kimler derler
Şahım bize Kırklar derler
Cümleden ulu yolumuz
Eldedir küllü varımız

Birimize neşter vursan
Bir yere akar kanımız
Cümleden ulu yolumuz
Eldedir küllü varımız

Madem size Kırklar derler
Nedendir eksik biriniz
Selman Şeydullah’a gitti
Ondandır eksik birimiz

Selman şeydullah’tan geldi
Hü deyip içeri girdi
Muhammed esredi coştu
Tacı başından da düştü

Ol şerbetten biri içti
Cümlesi oldu hayran
Mümin müslim üryan büryan
Hep girdiler semaha

Cümlesi de el çırpuben
Dediler Allah Allah
Muhammed de bile girdi
Kırklar ile semaha

Muhammed de coşa geldi
Tacı başından attı
Çevresin kırk pare bölüp
Sarıldılar Kırklara

Muhabbet de galip oldu
Yol-erkân yerin aldı
Muhammedi gönderdiler
Hatırlar oldu sefa

Muhammed evine gitti
Ali Hakk’ı tavaf etti
Hatemi önüne koydu
Dedi saddaksın Mürteza

Evveli sen âhiri sen
Bâtını sen zâhiri sen
Cümle işler sana bağlı
Dedi Şâh-ı Evliya

ŞAH HATAYİ’m vâkıf oldu
Bu sırrın ötesine
Hakk’ı inandıramadı
Özü çürük ervaha

Miraclama’da “Ol şerbetten biri içti” dizesi gelince KIRKLAR SEMAHI başlar. Kırklar Semahı’nın sonunda semah edenler yanyana dâr’a dururlar, Dede dualarını verir:
“Allah Allah…Semahlar saf ola, günahlar affola. Çarh-ı pervazlar kabul ola. Yardımcımız Oniki İmam ola. İsteğinizi, dileğinizi Hak-Muhammed-Ali vere. Semahlarımız Kırklar Semahı ola. Hizmetinizden şefaat bulasınız. Ebu Zer-i Gıffari’nin, Hazret-i Fâtıma’nın himmetleri üzerinizde ola. Gerçeğe hü…”
Dede duasını bitirdikten sonra zakir(ler) ayrıca bir müsaade beklemeden(eğer yapılacaksa) istek semahlarını çalmaya başlarlar.Miraclama sırasında semah edenler saftakî yerlerine geçip otururlar. Meydanın genişliği oranındaki semahcı (varsa semah ekibi) semah yapmak üzere meydana gelip, yere niyaz ederek ayağa kalkar ve semah dönmeye başlarlar. Her semahın sonunda dualarını alıp, yerlerine geçip otururlar. Duruma göre bir, üç ya da beş semah dönülebilir.
Dede’nin, semah dönülürken “Aşk ile Allah, şevk ile Allah, Şah aşkına Allah, öz gönül birliğiyle Allah. Hak için ola, seyr için olmaya, Allah..Semahlarımız Kırklar semahına yazıla Allah…” diye aralıklarla ve kısa sözlerle dua etmesi cem erenlerini coşturur, hep bir ağızdan “Allah… Allah” diye çığrışırlar. Bu Tanrısal coşkuyu kalemle anlatma olanağı yoktur. Tüm canlar dış alemden çıkmış, iç aleme geçmiş, Hak ile birlik olmuşlardır. Buraya örnek olarak iki semah alıyoruz:

ERZİNCAN SEMAHI

Gitme turnam gitme nerden gelirsin
Sen nazlı cânana benzersin turnam
Her bakışta beni mecnun edersin
Gönülde mihmana benzersin turnam

(Has nenni nenni, dost nenni nenni…)

Kaşlarında mim duası yazılı/Haydar yazılı
Cemâline türlü benler dizili
Seni sevmeyenler Hak’dan üzülü
Pîr Balım Sultan’a benzersin turnam

(Has nenni nenni, dost nenni nenni…)

Pîr Balım Sultan’a benzersin turnam
Yürü de dilber yürü, canana yürü

Turnam gökyüzünde pervane döner
Dertli aşıklara badeler sunar
Aşıkların senden inayet umar
Tabibe, Lokman’a benzersin turnam
Pîr Balım Sultan’a benzersin turnam

HIZLANMA

Allah, Allah, Allah, Allah
Hüdey, Hüdey, Hüdey, Hüdey
Bugün ben pirimi gördüm
Gelir salını salını
Selamına karşı durdum
Bağrım delini delini
Hüdey, Hüdey, Hüdey, Hüdey
Bağrım delini delini
Gel dedim yanıma geldi
Gamzesi sinemi deldi
Bir izzetli selam verdi
Aldım sevini sevini
Hüdey, Hüdey, Hüdey, Hüdey
Aldım sevini sevini
Kaynadı karıştı kanım
Ezelden severdi canım
Sen benimsin, ben de senin
Dedim sevini sevini
Allah, Allah, Allah, Allah Dedim sevini sevini
Hüdey, Hüdey, Hüdey, Hüdey, Dedim sevini sevini

Heybeten baha biçilmez
Cemalin nurdan seçilmiş
Vakitsiz güller açmaz
Derdim gülünü gülünü

Hüdey, hüdey, hüdey, hüdey
Derdim gülünü gülünü
Hüdey, hüdey, hüdey, hüdey
Derdim gülünü gülünü

DEDEMOĞLU der ağlatma
Yüreğim aşka dağlatma
Varıp yadları bağlatma
Zülfün telini telini

Allah, Allah, Allah, Allah
Zülfün telini telini
Hüdey, hüdey, hüdey, hüdey
Zülfün telini telini

KIRAT SEMAHI

Yine kırcılandı dağların başı
Durmayıp akıyor gözümün yaşı
Ne yaman firkatli kıratın başı
Kırat bu dağları aşmalı bugün

(Nakarat)
Bağdat’tan Mısır’a da göçmeli bugün
Yârin yaylasına düşmeli bugün
Has nenni nenni de dost nenni nenni

Kırat kalk gidelim şirin ovadan
Kısmetimiz gelir Bâri Hudâ’dan
Kestiren yemini, binem Zeyve’den
Kıymetin cihanı taşmalı bugün

Kırat da gidiyor koştuğu zaman
Dizgini boynundan aştığı zaman
Deli poyraz gibi coştuğu zaman
Köpüğü sağrıdan seçmeli bugün

Kırat da gidiyor başı dumanlı
Kırat kaldır gönlündeki gümanı
Seherden sonrası kuşluk zamanı
Dostun ellerini aşmalı bugün

DERVİŞ MEHEMMED’im pirim pir ise
O yârınan ahd-amanın bir ise
Kırat sende küheylanlık var ise
Pirin dergahına düşmeli bugün

Semah makamlarını zakirin öğrenmesi gerekir. Semahların sonunda SAKKA SUYU hizmeti gelir.

SAKKA SUYU HİZMETİ

Sakka hizmeti ile Hazret-i Hüseyin ve Kerbela şehitleri anılır, onların anısına su dağıtılır ve mersiyeler okunur. Sakka suyu dağıtmadaki asıl amaç inancı, yiğitliği ve dürüstlüğü simgeleyen Hazret-i Hüseyin’i sevgiyle anmak; kötülüğü, haksızlığı, zulmü, vahşeti, alçaklığı simgeleyen Yezit ve Yezit zihniyetini lanetlemektir.
SAKKA, su dolu bir kabla (ve birkaç bardakla) gelip, üç kez:
-Hü erenler! Hak, Muhammed, Ali’nin hizmeti geliyor… der. Bu cümleyi her söyleyişinde bir adım atarak meydanın ortasına kadar gelip, su kabını ve bardakları sağına indirip, yere niyaz eder, yine su dolu kabı ve baradakları eline alıp ayağa kalkar, ayakları mühürlü dâr’a durur ve şu tercemanı okur:
“Destur Pîrim!
Lütfuna muhtacız, eyle ihsan Ya Hüseyn
Derdimize senden derman / eyle derman Ya Hüseyn

Gayriye muhtac eyleme sevenleri el-aman
Sen medet kıl bizlere her dem Ya Hüseyin

Yüzbin kere lanet olsun o sapıtmış Güruha
Ahdi bozup şehit kıldılar / onlar seni Ya Hüseyn

Güzel ismin hakkı için zikredeni darda koyma
Esenlik ver yaşlı gözle ağlayana Ya Hüseymn

İznin ile su getirelim aşkına vermek için
Aşkınla içenlere kıl âb-ı hayat Ya Hüseyn” der, suyu dualaması için sürahiyi Dede’nin önüne götürür ve Dede şu gülbangı verir:
“ Allah…Allah…Erenlerin himmeti ile, Muhammed-Ali aşkına, Hazret-i İmam Hüseyin ile Kerbela’da susuz şehit düşenlerin tertemiz ruhları yüzü suyu hürmetine, Fatma anamızın şefkatine, yolumuzu-erkânımızı kuran gerçek erenlerin hürmetine, bir yudum içenin bir damlası üzerine düşenin dualarını kabul eyle, günahlarını affeyle. Nur ola, sır ola, kalbe gevher ola.Dertlere deva, hastalara şifa, borçlara eda ola. Dil bizden, kerem Hazret-i Hüseyn-i Kerbela’dan ola. Yuf münkire, lanet Yezid’e, rahmet mümine olsun Gerçeğe hü…” Sakka elindeki sürahiden bir bardağa birer yudumluk su koyarak, Dede ile beraber üç kişiye su verir. Su verirken yüksek sesle:
“Geçmişiz biz can-ü baştan Hak erenler aşkına
Can gözü dem-be-dem Hakk’ı görenler aşkına
Kerbela’da su içmeden can verenler aşkına
Gözüm yaşın sebil ettim , için İmam Hüseyin aşkına
Aşk olsun içenlere, rahmet göçenlere, lanet Yezid’e” der.
Dede suyu içmeden önce cemaate “Hüseyn-i Kerbela ve tüm şehitlerimizin anısına ve aşkına bir yudum suyu içmeme helallık veriyor musunuz canlar?” diye sorar ve “Bu su, Kerbela şehitlerinin suyudur. O mazlum ve masumlar gibi alnınız ak, gönlünüz pâk ola…” diye dua eder.
Bundan sonra Sakka, meydanın çevresinde dolanarak elindeki sudan az miktarda olmak üzere tüm cemde oturanlara serper ve bu iş süresince yüksek sesle şu cümleleri tekrarlar: “Allah’ın selamı üzerine olsun Ya Hüseyin. Muhammed Mustafa aşkına, Aliyyel Mürteza aşkına…Kerbela şehitleri aşkına…İmam Hüseyin ve onun yolunu sürenler aşkına…(su…su...) diye şehit olan masumların aşkına…Kerbela şehitlerinin yüzüsuyu hürmetine, özümüzü, gönüllerimizi tertemiz eyle Ya Hüseyn…Sakkahüm Ya İmam Hasan…Sakkahüm Şah Hüseyn…Şefaat eyle damlası düşene Ya Hüseyn…Yardım eyle Allah Allah çağrışana Ya Hüseyn…”
Sakka bundan sonra meydanın ortasında dâra durur, Dede dua verir:
“Allah…Allah…Selman-ı sâkî, Hüda-yı Bakî, merdan-oğlu merdan Ali’nin Zülfikarı Yezid’in boynuna uğraya. Şehidler Şahı İmam Hüseyin hizmetini kabul eyleye. Gerçeğe hüü..”
Sakka, yere niyaz edip, meydanı terkeder. Zakir MERSİYE çalıp söylemeye başlar. Cem erenleri ilk mersiyenin “İllallah Şah” nakaratında koro halinde zakire eşlik ederler. Zakir kendi bildiği mersiyeleri söyleyebilir. Örnek olarak iki mersiye veriyoruz. Zakir isterse MERSİYE’den önce şunları söyler:
“Ey mel’un, be alçak
Lanet olsun ol Yezid’in canına ancak
Yarın Ulu divan kurulacak
Ali ile Muhammed oturacak
Mazlum Hüseyin’in davası sorulacak
Mel’un Yezid o huzurda ne cevap verecek
Medet Hüseyinim medet!”

MERSİYE I

Bugün matem günü geldi
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
Senin derdin bağrım deldi
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
Kerbela’nın önü yazı
Yüreğimden çıkmaz sızı
Yezitler mi kırdı sizi
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
Bizimle gelenler gelsin
Serini meydana koysun
Hüseyin’le şehid olsun
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
Kerbela’nın yazıları
Şehid düştü gazileri
Fatmana’nın kuzuları
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
Kerbela’nın önü düzdür
Geceler bana gündüzdür
Şah Kerbela’da yalnızdır
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
Hür şehit atından düştü
Kafirler başına üştü
Müminlere matem düştü
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
İşte geldi bahar yazlar
Yazı yazlar, güzü güzler
Fatman yolların gözler
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
Kerbela’nın önü çağlı
Benim ciğerciğim dağlı
Hazret-i Ali’nin oğlu
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
Atan Ali, anan Fatma
Dert üstüne dertler katma
Didarından mahrum etme
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
Fatmana zülfünü çözer
Ağlayı ağlayı gezer
Müminlerin bağrın ezer
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
Gazel oldu bahçe bağlar
Dumanlıdır yüce dağlar
CAN HATAYİ yanar ağlar
Ah Hüseyin Şah Hüseyin
İllallah Şah, illallah şah…
İllallah, illallah Şahım eyvallah
MERSİYE II
Deli gönül çok açılıp şad olma
Kerbela’da Şah Hüseyn’e baksana
Nefsine uyup da kahkaha gülme
Ehl-i Beyt yastadır gama baksana

Yezit kasteyledi vermedi suyu
Orada tutuldu Kasım’ın toyu
Sâkine ağlıyor nemurat deyü
Fâtıma’nın kınasına baksana

Ümmügülsüm, Zeynep hep yasta âlem
Alemdar Abbas’ın kolları kalem
Takdir-i ezelde böyleydi ilam
Fırat suyu kan ağlıyor baksana

Ümmügülsüm, Zeynep çekerler te’sif
Kerbela çölleri İmam’a nasib
Siması peygamber, cemali Yusuf
Al’Ekber’in Leylasına baksana

Çok cefaya mâlik Zeyneb-i Sâni
Müseyb Gazi ala onlardan hayfı
Hür Şehid de Kerbela’nın kurbanı
Haymegâh’ın ateşine baksana

ESİRİ gûş eyle bu dünya cefa
Bunca kahramanlar sürmedi sefa
Ağalar ağası ey Necef Şaha
Harabada Sâkine’ye baksana
(Yetiş cârımıza İmam Hüseyin)

Mersiyeler okunup bitince, Dede zakir(ler)e dua eder, zakir sazını üç yerinden “Allah, Muhammed, Ya Ali” diyerek öper(niyaz eder). Bunun ardından FAİLAT bölümünü çalar söyler.

FAİLAT BÖLÜMÜ

“Failatün, failatün, failat
Verelim Muhammed Mustafa’ya can-ü gönülden SALEVAT
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Âl-i Seyyidina Muhammed…
Ya İmam-el-müttekıyn nur-u Aliyyel-Mürteza’nın ruhuna verelim salevat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Âl-i Seyyidina Muhammed…
Ya İmam-el-müttekıyn nur-u İmam Hasan Hulk-ı Rıza’nın ruhuna verelim salevat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Âl-i Seyyidina Muhammed…
Ya İmam-el-müttekıyn nur-u İmam Hüseyn-i Kerbela’nın ruhuna verelim salevat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Âl-i Seyyidina Muhammed…
Ya İmam-el-müttekıyn Oniki İmam, Ondört Masum-u Pak’lerin ruhuna verelim salevat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Âl-i Seyyidina Muhammed…”

Çekelim aşkın yayın
Cem’e girmesin hayın
Tevhid kararın buldu
Yol-erkân yerin aldı
Müminler şad oldu, ağladı
Diyelim Ah Hüseyin, vah Hüseyin

Evveli hü diyelim, ahiri hü diyelim
Yuh olsun yalancıya
Gaziler gerçekler demine hü diyelim”

Hatayi’m hana gider
Han tutmuş hana gider
Gafil olman gaziler
Bu yol Şah-ı Merdan’a gider

Hatayi’m han oğludur
Han tutmuş han oğludur
Bu yola meyil vermeyen
Şimir-Mervan oğludur

Hatayi’m ayet ayet
Okurum ayet ayet
Uyanıklar payın almış
Yatanlar hayet hayet

Hatayi’yem demiş ol
Her meyveden yemiş ol
O tutarsa tutsun
Hele bir yol demiş ol

KUL HİMMET üstadımız
Yoktur bizim yadımız
Şah-ı Merdan aşkına
Ver mevla muradımız

Failat okunup bitince, Dede genel bir dua eder, ardından sofra(kurban ve Lokma) hizmeti gelir.

SOFRA(Kurban ve Lokma) HİZMETİ

Kurbancı, pişirdiği kurbandan (pişip pişmediğini öğrenmek için) önce tepsi içinde birazcık niyaz(kurban eti ve diğer lokmalarla birlikte) alarak, yanında bir bacı ile meydana gelir. Gözcü, kurbancının sağ tarafında olarak meydana gelirler. Kurbancı “Hü erenler, Muhammed-Ali’nin hizmeti geliyor.” der, bir adım atar. İkinci kez aynen söyler, bir adım daha atar. Üçüncü kez yine aynen söyler, bir adım daha atarak meydan postunun ortasına gelmiş olur, “Hü erenler!” der, duaya dururlar. Lokmacı şu tercemanı okur.
“Hü Pîrim! Evvel Allah diyelim, kadim Allah diyelim. Geldi Ali sofrası, Hak versin biz yiyelim, demine hü diyelim, Allah eyvallah, nefes pîrdedir.”
Dede(Lokmacıya dua verir): “Hayır hizmetin kabul, yüzün ak ola.İsteğini dileğini Hak-Muhammed-Ali vere. Hizmetinden şefaat bulasın. Sofran Kanber’in serdiği sofra ola. Yiyene helal, yedirene delil, cennet taamı, Kudret honü ola. Gerçeğe hüü.”
Lokmacı “Allah-Muhammed- Ya Ali…” diye lokma bulunan kaba (tepsiye) niyaz eder, lokmaları eşit olarak dağıtmaya başlarlar. Lokma dağıtma işi bitince yüksek sesle:
“Hü, mümin müslim, bacı kardeş!
Elimde yok kantar ile terazi, herkes oldu mu hakkına razı? ” diye sorar.
Cemaat, “Biz razıyız, Hak da razı olsun.” der.
Lokmacı, “Allah da sizden razı olsun.” der.
Sadece lokma varsa eşit olarak dağıtılır. Eğer kurban varsa sofra serilip, lokmaların dağıtılmasına başlanır. Cemde bulunanlara lokma hizmeti görmek için Dede birkaç kişi görevlendirir. Lokmaların eşit bir şekilde dağıtılmasına ve Dede destur verdikten sonra birlikte yenilmesine özellikle dikkat edilir. Fakat cemaat kalabalıksa, cemaattan rızalık alınarak, yemekler soğumadan yenilmesine destur verilebilir.
Dede, lokmaların yenmesi için destur verir:
“Allah…Allah…Lokma hakkına, evliya keremine, gerçekler demine, destur-u pir izniyle yürüyenin devranı, yiyenin lokması yürüsün. Gerçeğe hü…”
Dede önce canlardan birisine bir lokma verir(canlar bu ilk lokmayı almak için yarışır, alır almaz yer.) ve bundan sonra herkes lokmasını yemeye başlar. Herkes lokmasını yerken lokmacı eline bir tepsi alır “Selman hasta, gözü parsta…Selman-ı Pâk aşkına…” diyerek dolaşır ve Selman lokması toplar. Bu toplanan Selman lokması, sonradan isteyene verilir, evinde hastası, umanı, isteyeni varsa şifa niyetine götürürler. Yemekler yenilince Dede, sofra duası verir:
“Allah…Allah…Kurbanlarınız kabul, ikrarınız kadim ola, Hak Dergahı’na yazıla. Emekleriniz boşa gitmeye. Oniki İmam ağrı-acı vermeye.Yüzünüz ağ işiniz sağ ola. Lokmalar nur ola, gönüller bir ola. Lokma sahipleri lokmalarından şefaat bula. Hak erenler utandırmaya, cehennem narına yandırmaya, Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, Oniki İmamların hüsnü himmeti üzerinizde ola. Ali haldaşınız, Hızır yoldaşınız ola. Bir lokmanız binbir kazaya belaya karşı gele. Allah dualarımızı, ibadetlerimizi kabul eyleye. Bu cemde bulunan büyük, küçük bacı, kardeşler! Bir bardak suyun hakkı vardır; birbirinize haklarınızı helal eyleyiniz. Kusurlarımız var ise hoşgörü ile bağışlayınız. Nur-u Nebi, kerem-i Ali, pirimiz üstadımız Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli, kerem-i evliya gerçekler demine hü mümine Ya Ali…”
Sofralar kaldırılır, Dede şöyle der:
“Duran, oturan kovsuz-gaybetsiz evine varan yastığına baş koyan, sağ yata sefa kalka, hayırlı işler hayırlı düşler göre. İsteğinizi, dileğinizi Hak-Muhammed-Ali vere. Hazret-i Hüseyin yardımcınız, Hazret-i Hızır yoldaşınız ola. Gerçeğe hü…”

Cem’de bulunanlar meydana niyaz ettikten sonra çekilip evlerine giderler. Süpürge çalınır, post kaldırılır, Dede oniki hizmet sahiplerine(Gözcü sağ başta, Rehber onun yanında olmak üzere) dualarını verir:
“Allah…Allah…Hayır hizmetleriniz kabul ola. İsteğinizi, dileğinizi Hak-Muhammed-Ali vere. Hizmetinizden şefaat bulasınız. Gerçek erenlerin himmetleri üzerinizde ola.Nur-u Nebi, Kêrem-i Ali, Pîrimiz üstadımız Hünkâr Hacı Bektaş Veli, gerçek erenler demine hü mümine Ya Ali…”
Dede kapıda hizmet gören ve yerinden ayrılmayan kapıcıya (cemin başında da sonunda da olduğu yerde duasını verir):
“Allah…Allah…Hayır hizmetin kabul, yüzün ak ola. Hazret-i Hasan yardımcın, Hızır yoldaşın ola. Gerçeğe hü…”
Çerağcı, çerağı meydanın ortasına getirir. Hizmet sahipleri Dede’nin geri tarafında duadaki sırayı bozmadan ayakta beklerler. Çerağcı:
“Allah…Allah…
Bâtın oldu Çerağ-ı Nûr-u Ahmed
Zahir oldu Şems-i Mâh-ı Muhammed
Gerçeğe hü…”
der ve çerağı sır eder(dinlendirir, yani söndürür) sonra hep birlikte meydana niyaz ederek cem evinden ayrılırlar. Cem böylece tamamlanmış olur.
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:      
Yeni başlık gönderBaşlığa cevap gönder


 Geçiş Yap:   



Sonraki başlık
Önceki başlık
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group :: Theme & Graphics by Daz :: Tüm zamanlar GMT
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.11