Taslicayir Forum Ana Sayfa  
 SSS  •  Arama  •  Üye Listesi  •  Kullanıcı Grupları   •  Kayıt  •  Profil  •  Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın  •  Giriş
 Cem İbadeti Sonraki başlık
Önceki başlık
Yeni başlık gönderBaşlığa cevap gönder
Yazar Mesaj
onur



Kayıt: 28 Ksm 2007
Mesajlar: 102

MesajTarih: Çrş Arl 12, 2007 9:40 pm Alıntıyla Cevap GönderBaşa dön

Cem İbadeti

Cem, Alevilikte en önemli dinsel törenin (ibadetin) adıdır. Cem’e ayrıca; Ayin-i Cem(Cem âyini), Ali Cemi, Görgü Cemi, İçeri Kurbanı da denir. Kış aylarında, özellikle Cuma akşamı başlaması kuraldır.
Cem’de ONİKİ HİZMET ve bu hizmetlerin ayrı ayrı sahipleri vardır. Her Alevi yılda bir kez görgüden geçer, hal ve gidişatının muhasebesini yapar, ikrarını tazeler ve topluma hesap verir. Kendilerinden şikayetçi olanları cem’de bulunan canlar haklı görürlerse, şikayet edilenler onları razı etmek zorundadırlar. Kimseyle küsülü, dargın ve kavgalı kalamazlar. Birine hakları geçtiyse, yada başkasının hakkı kendisinde kaldıysa hesaplaşır ve helallık alır. Barışmadıkça görgüleri yapılmaz. Borçları varsa görgüden önce ödeyeceklerdir.
Yıllık görgüden geçen talipler, aynı zamanda daha önce yaptığı hatayı bir daha tekrarlamamak üzere tevbe ederler. Görgüden geçtikten sonra manen temizlenmiş olurlar. Ancak bundan sonra Cem’e katılanlar, görgü-sorgudan geçerek temizlenmiş olanların kurban lokmasını yiyebilirler.
Düşkünler(haksız yere keyfi olarak eşini boşayan, haram kazanç sağlayan, yalancı şahitlik yapan, nefsine hakim olmayan, hırsızlık yapan, adam öldüren, vergi ve askerlik borcu gibi vatan borcunu ödemeyen, annesine babasına evlatlık görevini yapmayan, insanlara zarar veren, komşusunu inciten, işçi ve yetim hakkı yiyenler) Cem’e alınmazlar. Böylece Cem halkı (Alevi toplumu) zararlı insanlardan, yaramazlardan arınmış olur.
Adam öldürmüş, karısını haksız yere boşamış, hırsızlık yapmış bir insan serbestçe gidip cami’de namaz kılabilirken, HAK-MUHAMMED-ALİ meydanı(Hak meydanı) olan Cemevi’ne böyle yolsuzluklar yapmış biri kesinlikle giremez, girmeye cesaret edemez, girmek isterse kabul edilmez. Aleviliğin bu kuralı, dünya yüzündeki hiçbir milletin dininde ve mezhebinde bulunmayan bir yüceliktir. Nitekim, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in “Ben ancak güzel huyları tamamlamak için gönderildim” buyurması, İslam’da ahlakın ne büyük ve ne önemli bir yeri olduğunu isbata yeterlidir.
Görülüyor ki, Hz. Muhammed, peygamberliğinin amacının, ahlak güzelliklerini son merhaleye çıkarmaktan ibaret olduğunu açıklamıştır. Tarih boyunca bir millet ki ahlaka önem vermiştir, o millet ilerleyip Allah’ın nimetlerine erişmiştir. Hangi millet ki ahlak çöküşüne uğramıştır, o millet kısa bir zaman içinde perişan ve mahvolup gitmiştir. İslam Dini’nin amacı beşerin ahlakını tasfiye etmekten ibarettir. Bundan dolayıdır ki, Peygamberimiz, “İçinizden en çok sevdiklerim ve Kıyamet günü bana en yakın olanlarınız, ahlakı en güzel olanlarınızdır.” buyurmuştur.
Bu sözüyle Peygamber, “Ben çok ibadet edeni severim, çok sofu olanı severim, gündüz oruçlu, gece namazlı olanı severim…” demiyor, mutlak olarak güzel ahlak üzerinde duruyor. Öyle ya, kötü huylu haklara riayet etmeyen bir kimsenin ibadetinden hiçbir fayda gelmez. İslam’ın özü ahlak güzelliği ve doğruluktur.
Bir gün Peygamberin huzurunda Medineli bir kadından bahsolunurken, bu kadının son derece ibadetle meşgul olduğunu, her gün oruç tutup, sabahlara kadar namaz kıldığını ve yalnız kötü huylu olduğundan, dili ile komşularını incittiğini söylediler. Resulullah bunları dinledikten sonra: “O kadında hayır yoktur, o kadın cehennemliktir” buyurdular.
Mürşid(Dede), geçmiş yıllardaki Cem törenlerinde verilmiş derslerin ve öğütlerin uygulanıp uygulanmadığını denetlemek için ve yeni derslerde bulunmak için cemaati toplar, Cem ibadetini yürütür.
Cem, köylerde büyükçe bir evde, varsa Cemevinde; günümüzde kentlerde yine ya müsait bir yerde, ya bir salonda yada Cem-evinde yapılır. Cem’in Dede tarafından açıldığını herkese(köylerde bütün köylülere) bildirmek için oniki hizmetten biri olan peykler gönderilir. Bütün talipler Mürşid, Pir, Rehber huzuruna davet edilir. Bu daveti duyan canlar, Mûsahibi ile buluşur. Herkes evinde tertemiz yıkanıp en temiz elbiselerini giydikten sonra ev halkı ve Mûsahibinin ev halkı ile birlikte, Dede’nin belirttiği gün ve saatte Cem’e katılırlar.
Gözcü tarafından taliplerin yoklaması yapılır, hasta ve mazereti olanlar meydana çıkarılır. Oniki Hizmet sahiplerinin de görevleri başında olup olmadıkları kontrol edilir.
Meydan postundan önce “Mürşid postu” serilir. Mürşid, postun duasını yapıp, postuna oturur. Dua şudur:
“Azamtü ileyke Yâ Ali
Ekremtü ileyke Yâ Ali
Eslemtü ileyke Yâ Ali
En’amtü ileyke Yâ Ali.”
Akşam saat sekiz sıralarında herkes eşleri ve Mûsahipleri ile “Hak Meydanı” olarak kabul edilen Cemevi’ne gelmeye başlarlar ve gelirken lokma (kuruyemiş, meyva, çörek, kömbe, baklava, helva gibi yiyecekler) getirirler. Müsahipler ve eşleri Cemevi’ne gelince, Meydan’da Dâr’a durup, lokma(niyaz)larının duasını alırlar. Dede, şu duayı yapar:
“Allah…Allah…Lokmalarınız kabul, muradlarınız hasıl ola. Hak-Muhammed-Ali kabul eyleye. İmam Hasan, Şah Hüseyin, Hünkâr Hacı Bektaş Veli defterine kayıt eyleye, Gerçek erenler demine hü mümine Ya Ali… “
Duadan sonra talipler lokmalarını görevliye teslim edip diz üzeri gelerek meydana niyaz(secde) ederler. Genellikle talip Dede’ye veya post’a niyaz eder. Bunun anlamı: Hem “Adem’e secde” hem de cemaatta bulunan bütün canlarla görüşmek, onlara saygı ve sevgi göstermektir.
Cemevi’ne gelen canlar, Gözcü’nün göstereceği yere yaş sırasına kurulmuş saflara otururlar. Mûsahiplerin eşleri ise Cemevi’nde kendileri için ayrılmış bölüme otururlar. Erkekler, yönü Dede’den tarafa gelmek üzere orta yerde büyükçe bir boşluk bırakarak daire(halka) oluşturacak biçimde otururlar. Burada herkes birbirine dönüktür.

Böylece “Tarikat Namazı(Tevhîd Halkası) duvara bakarak hocanın arkasında değil; cemal’e, didar’a(Cenab-ı Hakkın iyilik ve güzellik sıfatının belirdiği Adem’in yüzüne) bakarak kılınır.” sözünde olduğu gibi, herkes yüz yüze, yani cemal cemale oturur. Tevhid, halkın ve Hakk’ın birliği, bir olması, tek vücud haline gelmesi, muhabbet denizinde bütünleşip coşmasıdır.
Alevi inancında Cem, Hz. Muhammed’in “Mûtû Kable en Temûtû” buyruğuna dayanır. Bu hadisin anlamı şudur:
“Ölmeden önce ölün, mahşer günü gelmeden hesabınızı verin. Ahirete kul hakkı ile gitmeyin. Hiç kimseylealıp vereceğiniz kalmasın. Alnınız açık, yüzünüz ak olsun. Dürüst, mert, iyi huylu, Gerçek Erenlersafına katılmış insan-ı kâmillerden olun. İnsanlar (halk) sizden razı ve hoşnut olsun ki ,Hak da sizden razı ve hoşnut ola.”
CEMDE sıralama
Öz olarak CEM ibadetlerimiz aşağıda verdiğimiz sıraya göre yapılmaktadır:
Oniki Hizmet sahipleri Cem’de gerekli araç ve gereçleri tamamlarlar.
Cemaat, Cemevi’nde toplanır.
Dede, usulünce Cemevi’ne girip postuna oturur.
Dede, canlara eğitici bir konuşma yapar.
Zâkirler, sazla deyiş çalıp söyler.
Süpürge(car) çalınır.
Post(seccade) serilir.
Dargınlar barıştırılır, sorunlar çözümlenir, canlardan rızalık alınır.
Oniki Hizmet sahiplerinin duaları verilir.
Çerağ(delil) uyandırılır.
Tezekâr(ibriktar) tarîkat abdesti aldırır.
Kurban ve lokmaların duaları verilir.
Dede, yol-erkân konusunda canlara bilgi verir.
Gerekirse kısa bir dinlenme arası verilir.(Mola)
Cem mühürlenir(secde yapılır).
Üç Düvazimam okunur(secde yapılır).
Üç Tevhîd çekilir(secde yapılır).
Miraclama okunur, Kırklar Semahı yapılır.
İstek semahları yapılır.
Sakka suyu dağıtılır.
Mersiyeler okunur.
Lokma ve Kurban(Sofra) hizmeti sunulur.
Lokmalar yenilip sofra duası edildikten sonra Dede “Duran oturan…” duası verir. Bundan sonra da şu hizmetler yerine getirilir: Süpürge çalınır, post kaldırılır, Oniki hizmet sahiplerinin duası verilir, çerağ dinlendirilir ve cem ibadeti sona erer.

CEM’İN BAŞLAMASI


Önce cemaat, Rehber ve Oniki Hizmet sahipleri Cemevinde yerlerini alırlar. Pir postunun makamında Rehber sağ tarafa, zâkir sol tarafa, Dede sonra gelip ortaya oturur. Oniki Hizmet sahipleri Cem’de gerekli araç gereçleri (Asâ, ibrik/leğen, sürahi, bardak, post/seccade, çerağ/mum, havlu, ses düzeni) önceden hazırlar.
Gözcü ve kapıcı Cemevi’ne girenlere oturma usullerini, duaya duruş şekillerini anlatır. Örneğin: Evlad-ı Resul (Dede) olanlara, konuklara, yaşlı olan canlara, bacılara saygı gösterilerek ön saflara oturmaları önerilir.
Cem’i yönetecek Dede’nin (Post Dedesinin) kapıya geldiği görülünce; rehber, gözcüyü Dede’yi getirmeye gönderir. Dede içeri girerken, gözcü:
“Gerçeğe hü, mümin, müslim; bacı, kardeş; Dedemiz geliyor.” der. Bütün canlar Hz. Muhammed’i, Hz. Ali’yi ve Hünkâr Hacı Bektaş Veli’yi temsil eden o post makamına saygı göstererek ayağa kalkıp dara dururlar. Dede kapıdan içeri girerken “ Allah, Muhammed, Ya Ali” diyerek eşiğe niyaz eder, gözcü sağında yürür halde içeri girer ve “ Hü, mümin, müslim; bacı, kardeş” diyerek selam verir, cemaat da “Hü” diyerek selamını alırlar. Dede, gözcü sağ yanında olarak meydanın ortasına kadar gelir, “Allah, Muhammed, Yâ Ali” diyerek secdeye varır(ki bu, cümleye niyaz anlamındadır), sonra dara durup, Rehber’e
“Hü erenler! Cemlerimiz Kırklar cemi, görevimiz Hazret-i Hüseyin’in yeri, yardımcımız Hak, Muhammed, Ali; gözcümüz, bekçimiz Hızır Nebi ola. Hayır himmet erenler…” der. Rehber önce cemaate, pir postunda oturacak bu Dede’den razı ve hoşnut olup olmadıklarını sorar. Eğer cemaat “Biz razıyız, Hak da razı olsun!” diye rızalık verirse, rehber de cemaate “Hak sizden de razı olsun” der, ve post Dedesine şu gülbangı verir:
“Allah, Allah…Hizmetin kutlu olsun, yardımcın Hak-Muhammed-Ali olsun. Hak-Muhammed-Ali seni doğruluktan ayırmasın. Adaletin Hz. Ali’nin adaleti olsun. Haksızı görüp gözetmeyesin. Doğrudan yana olasın. Hak erenler şaşırıp düşürmesin. Üçlerin, Beşlerin, Oniki İmamların, Kırkların katarından didarından ayırmasın. Üzerine aldığın hizmetten şefaat bulasın. Dil bizden, nefes Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den ola. Gerçeğe hüü…”
Bunun üzerine Dede, “Cümlenizin niyazı. Allah, Muhammed, Ya Ali “ diyerek meydana secde eder, sonra ayağa kalkıp Pir postuna gelir, tekrar: “Allah, Muhammed Ya Ali…” diyerek üç defa posta niyaz eder ve postun üstüne geçerek ayakta, dara durup, yüksek sesle (cem erenleriyle birlikte) salevat getirir, sonra ayakta şu duayı okur:
“Allah Allah…
Akşamlar hayrola. Hayırlar fethola, şerler defola. Münkirler mât ola. Hânedan-ı fukara mamur ola. Er-Hak-Muhammed-Ali yardımcımız ola. Cemimiz Kırklar cemi ola. İbadetlerimiz Muhammed-Ali Dergahı’nda kabul-ü makbul ola. Hak erenler bizleri Ehl-i Beyt’in yolundan ayırmaya. Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, Oniki İmamların, Ondört Masum-i Pâk’lerin, Onyedi kemerbestlerin, Kırkların hayır himmeti üzerinizde hazır ve nazır ola. Şeytanın şerrinden, münkirin mekrinden saklaya, bekleye. Dertlerimize derman, gönüllerimize iman, hastalarımıza şifa ihsan eyleye. Şu anda Allah Allah diyen canların Hak-Muhammed-Ali dilde dileklerini, gönülde muratlarını vere.Bütün insanların barış içinde, kardeşçe yaşamalarını nasip eyleye. Namerde değil, merde bile muhtaç eylemeye. Görünür görünmez kazalardan, belalardan esirgeye. Emeklerimizi boşa çıkarmaya. Günahlarımız var ise bağışlaya.
Dem Ali, sırr-ı Nebi, Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli kerem-i evliya gerçekler demine hü mümine Ya Ali…”
Duanın sonunda Dede: “Dâr çeken bacılar didar göre, Fatıma Ana muradını vere. Erenler sefaya ere…” deyince, kendisi ve cemaat yere secde edip, yerlerine otururlar. Dede, kendini tanıtır. Gözcü’yü çağırır, cemaatte bir eksiklik olup olmadığını öğrenir. Gereğinde taliplerin hal ve hatırlarını sorar. Dede, ceme başlamadan önce güncel konularla ilgili(ekonomik, sosyal, hukuksal, dinsel) bir kısa sohbet(irşad, aydınlatma) konuşması yapar. Cem’de hasta, rahatsız, dizleri ağrıyan varsa, sandalyede oturabileceklerini anlatır.


Dede Cemaati Aydınlatıcı Şöyle Bir Konuşma Yapar
“Saygıdeğer Cem Erenleri, sevgili canlar !
Cem ibadetimizi yapmak için toplanmış bulunuyoruz. Hepinizi en içten sevgilerimle selamlıyor, hoşgeldiniz diyorum.
Cem erenleri, mümin müslim bacılar, kardeşler! Cem törenine başlarken biliyorsunuz, biz önce kendi aramızda birliğimizi-dirliğimizi sorgularız, hizmetlerimizi yaparız, çerağımızı uyarırız, lokmalarımızı paylaşırız.
Cemlerimiz önceki dönemlere göre herkese açıktır. Burada, sizlerin yerine getirmek zorunda olduğunuz görevler vardır. Nedir bu görevler? Biraz sonra burada ibadete başlayacağız, belli kurallara uyacağız: Konuşmak, muhabbet etmek, oturup-kalkmak, ibadet…Bunların hepsi yerine göre yapılacak, rasgele konuşulmayacak.
Hak-Muhammed-Ali huzurunda yüzünüz ak ola. Pir divanında utanmayasınız, Şah-ı Merdan’ın sancağı altında toplanmamızı nasip eyleye.
Şimdi ey canlar, bilmiş olasınız ki, Hak ceminde ayrılık-gayrılık, senlik-benlik yoktur. Siz hep ana, baba, kardeşsiniz. İmam Hüseyin’in yolu kıldan ince, kılıçtan keskindir. Kul kusursuz, hata tevbesiz olmaz. Kul kusur işler, Sultan bağışlar. Kusurlarımızı, günahlarımızı Hak bağışlaya, esirgeye.
Fakat bu yola girecekler haram yemeyecek, yalan söylemeyecek, kötülük yapmayacak. Bir kimsenin içinde kin, kibir, düşmanlık, cimrilik, tamah, öfke, dedikodu ve maskaralık ve daha nice kötü huylar olursa, su ile yıkanıp temizlenebilir mi? Öyle bilesiniz ki temizlenmez. Bu dediğimiz kötü huyların biri bir kişide olsa onun bütün ibadeti ve ameli, hepsi boşuna olur.
Şunu iyi bilelim ki yolumuzu kuran gerçek erenlerin aslı su’dandır. Su temizdir ve temizleyicidir. Buna göre, ben Alevi’yim diyen her can, su gibi temiz ve temizleyici olmalıdır, özünde murdar nesne taşımamalıdır.
Erkeğe pirinden, kadına erinden şefaat edilecektir. Bu dünyada er-kişi eşine kırıcı, kaba davrandığında, şunu bilsinler ki: Fatıma Anamızı incitmiş olurlar. Erkeklerin şefaatçısı Hazret-i Hüseyin’dir, kadınlarımızın şefaatçısı Fatıma Anamızdır. Komşu hakkı Tanrı hakkıdır. Ata hakkı Tanrı hakkıdır. Komşusunu bilmeyen Tanrısını bilmez; atasını bilmeyen de Tanrısını bilmez. Yolumuzun buyruğunu tutup, yasaklarından kaçmak gerek. Üstadımız Şah-ı Merdan Ali bunu böyle buyurmuştur.

Sizler, ey canlar, birbirlerinizden hoşnut ve razı mısınız? Birlik misiniz erenler?” Cemaat “Razıyız” ya da “Eyvallah” derler. Dede “Niyazlaşın” der, canlar birbirlerinin omuzlarına niyaz ederler. Dede konuşmasını sürdürür:

“Değerli canlar!
Bizim yolumuzda gönül kırılmaz, çünkü Tanrı’nın evidir. Emanete hıyanet edilmez. Hazret-i Pir buyurmuş ki: Elinize, dilinize , belinize sahip olun. Şimdi, elinizle kötülük işlemeyin, elinizle koymadığınız bir şeyi almayın, dilinizle verdiğiniz sözü geri almayın, yalan, dedikodu, iftira etmeyin, belinizi saklayın, başkasının namusuna dil uzatmayın. Böyleleri yüzbin kez yıkansa temiz olmaz. Ehl-i Beyt düşmanlarıyla yatıp kalkmayın. Herkes bir müsahip kardeşi tutmalıdır.

Allah’a kul, Muhammed’e ümmet, Ali’ye talip olan canlar!
Döktüğünüz varsa doldurun, ağlattığınız varsa güldürün, yıktığınız varsa kaldırın. Doğru gezin, dost gönlünü incitmeyin. Mürşidinizin buyruğuna uyun. İbadetlerinizi gösteriş için yapmayın. Erenler yolunda verdiğiniz ikrardan dönmeyin. Tevella ve teberrayı bilin. Dört Kapı, Kırk Makam’ı, üç sünnet yedi farzı öğrenin ve uygulayın. 12 gün Muharrem(matem) orucunu, 3 gün Hızır orucunu tutun. Gerçekmiş gibi görünüp, dünya menfaatiyle gözünüzü kamaştıracak münafıkların sözlerine aldanıp Erenler yolundan uzaklaşırsanız, mahşer günü Ulu Divanda şefaati kimden umacaksınız? Oniki İmam bizleri şefaatinden mahrum eylemeye. İbadetlerimizi kabul eyleye…” Eğer zaman, ortam ve cemaat elverişli ise zakirler yolu-erkânı çok özlü anlatan ve halkı eğitici öğütlerle dolu özlü deyişlerden en çok üç tane çalar, söylerler. Buraya örnek olarak beş deyiş yazıyoruz. Zakir isterse kendi bildiği deyişleri, isterse şu deyişleri çalıp söyler:

DEYİŞ I

Ne ararsın baba derviş
Dervişlerde dem bulunur
Bekle pirin eşiğini
Derdine derman bulunur


Eğer olur isen hasta
Gel derdine derman iste
İhlasla varırsan dosta
Ölür isen can bulunur


Alçağa indir özünü
Türaba çevir yüzünü
Pişir de söyle sözünü
Arasında ham bulunur


CAN HATAYİ’m özün takın
Özünü Mervan’dan sakın
Kudretten değer okun
Yarasına em bulunur

* * * *
DEYİŞ II

Sevdiğim Allah bir Muhammed Ali
Üç güzel severim eli neylerim
Gülbangı çekilen Bektaş-ı Veli
Daha senden gayri kulu neylerim

Bir güzel severim servinin dalı
Dostun muhabbeti oğulun balı
Başına bağlamış yeşili alı
Arının yaptığı balı neylerim

KUL HİMMET üstadım artıyor derdim
Kalbimde ihlasım dilimde virdim
Server Muhammed’in yüzünü gördüm
Dünya dedikleri çölü neylerim

* * * *
DEYİŞ III


Yüzüm süre süre insem dergaha
Bir dem divanına dursam Ya Ali
İnsem eşiğine niyaz eylesem
Yüzüm tabanına sürsem Ya Ali

Yüzüm tabanına sürdüğüm zaman
Gönlüme getirmem zerrece güman
Ali’m Düldül’üne bindiği zaman
Önünce Kanber’in olsam Ya Ali

Kanber gibi her hizmete yeldirsen
Bir dem ağlatırsan bir dem güldürsen
Çeksen Zülfikarı beni öldürsen
Elim eteğinden çekmem Ya Ali
Çeker miyim eteğinden elimi
Ben canıma reva gördüm ölümü
Doğru sürün erenlerin yolunu
Mümin kullarını görsem Ya Ali

Mümin olan ya nesinden bellidir
Hakkı söyler Hak nefesi bellidir
Erenlerin cemi gonca güllüdür
Gülün deste deste dersem Ya Ali

Mümin olan müslimini getirsin
Getirse de Hak cemine yetirsin
Dizi dize verip üryan otursun
Doyunca yüzüne baksam Ya Ali

PİR SULTAN’ım niyaz eyle pirine
İnan gel Muhammed Ali yoluna
Umarım dergahta girem gönlüne
Yarın fırsat elden gider Ya Ali

* * * *

DEYİŞ IV

Fırsat elde iken bir amel kazan
Gül cemalin birgün solsa gerektir
Zevkine aldanma tapma dünyaya
Dünya malı burda kalsa gerektir

Cahil bildiğinden hiç geri kalmaz
Bin nasihat etsen bir pula almaz
Kişinin ettiği yanına kalmaz
Herkes ettiğini bulsa gerektir

Yarın Hakk’ın divanına varılır
Rûz-i Mahşer günü sual sorulur
Günahın tartarlar, mizan kurulur
Orda haklı hakkın alsa gerektir

Bana böyle geldi Mevla’dan hitap
Dil tutulur ol dem verilmez cevap
Kimine lûtfolur, kimine azap
Cennet, tamu hak’dır, dolsa gerektir

GENC ABDAL’ım Hakka yanık olana
İtikadı bütün sadık olana
Hakikatten Hakk’a aşık olana
Divanda şefaat olsa gerektir

* * * *

DEYİŞ V

Dinlerseniz bir nasihat eyleyim
Ahiretin tedarikin görmeli
Dağlar yollarına karanu
Buradayken bir menzile ermeli

Bismillah dedim de açtım gözümü
Şahım hak-i payine sürem yüzümü
Pekçe ver kulağın, dinle sözümü
Buradayken bir gerçeği bulmalı

Gafil insan gafil gelmen bu dem’e
Ömür geldi geçti, fırsat ne çare
Ne cevap verirsin gittiğin yere
Kiramen katibiyle hesap görmeli
Şeytana uyanlar ortada kalır
Kişi bilgisiyle menzil mi alır
Böyle sözler ile ahiret m’olur
Küllü varlığınan teslim olmalı

Hak’tan inayettir bize bu hikmet
Muhammed Mustafa’dan erişe himmet
Ceset burda kalır can olur zahmet
Canı kurtaracak bir er bulmalı

DERVİŞ MUHAMMED’im el aman mürvet
Ceset burda kalır, can olur zahmet
Kulların kapında diler irahmet
İrahmet dileyen bir er bulmalı

* * * *

SÜPÜRGE (FARAŞ) HİZMETİ

Süpürgeci, süpürgesini eline alıp, üç kez “ Hü erenler! Hak- Muhammed-Ali’nin hizmeti geliyor…” der, her seferinde bir adım atarak meydanın ortasına kadar gelir , süpürgeyi sağına indirip yere niyaz eder süpürgeyi alıp ayağa kalkar, ayakları mühürlü öne eğilir; “Allah, Muhammed, Ya Ali…” diye meydana üç kez süpürge çalıp, süpürge sol koltuğunda dara durur ve şu tercümanı okur:
“Destur Pirim!
Güruh-i Nâci’yim, Kirklar Meydanı’nda süpürgeciyim
Pir divanında durucuyum
Hüseyn-i Kerbela için gözlerim kan yaştır
Lanet olsun Yezid’in bağrı kara taştır
Erenler meydanında Aliyyel-Mürteza baştır
Pîrimiz Kırklar içinde Seyyid-i Ferraş’tır
Allah eyvallah…Nefes Pîrdedir…”
Dede süpürgeciye şu duayı verir:
“Allah… Allah…
Süpürgeci Selman, kör olsun Mervan, cennette Rıdvan
Zuhura gelsin Mehdi-i Sahib-zaman
Yardımcımız olsun Oniki İmam
Hizmetinden şefaat bulasın
Seyyid-i Ferraş’ın himmeti üzerinde ola
Gerçeğe hü…”

MEYDAN POSTU(SECCADE) HİZMETİ

Süpürgeci, meydana süpürge çalıp duasını aldıktan sonra, post’u (seccadeyi) kollarının üzerine alıp üç kez: “Hüü erenler! Muhammed-Ali’nin hizmeti geliyor!” der, her seferinde bir adım atarak meydanın ortasına kadar gelip dara durur ve şu tercümanı okur:
“Destur Pirim!
Muhammed Mustafa’nındır bu seccade
Aliyyel Mürteza’nındır bu seccade
Hatice-i Kübra, Fatıma-yi Zehra’nındır bu seccade
Oniki İmamlarındır bu seccade
Pîrimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nindir bu seccade
Cem birliğine, sohbet sırrına, evliya keremine
Hüü diyelim, Allah eyvallah
Nefes Pirdedir…”
Dede, süpürgeciye(Postu seren hizmet sahibine) şu duayı verir:
“Allah…Allah…
Post kadim ola, inkâr fethola. Hayırlığa gelmiş, hayırlığa serilmiş ola. Kırklar meydanına serilen bu kutsal postun üzerinde sorgulanan canların didarı cennet ola, günahları affola. Seccaden temiz, yüzün ak ola. Hizmetinden şefaat bulasın. Dil bizden, nefes Hazret-i Pîr’den ola. Gerçekler demine, hü mümine Ya Ali…”
Duasını alan süpürgeci (ya da post hizmetini gören başka biri) postu meydana serer, dört tarafına “ Allah, Muhammed, Ya Ali, Hünkâr Hacı Bektaş Veli…”
diyerek niyaz eder, geri geri ve diz üzeri gider, yerine oturur. Dualanmış ve kutsal hizmetlerin yapılacağı bu postu kimse çiğneyemez. Dede, cemaatten rızalık alır, dargınlar varsa barıştırır.

DARGINLAR (VARSA) BARIŞTIRILIR

Dede bütün Cem erenlerine şu çağrıyı yapar:
“Mümin, müslim bacı kardeşler! Bu yapmış olduğumuz cemlerimiz KIRKLAR CEMİ’nin temsilidir. Alevi inanç ve felsefesine göre cemlerimizde küskün, dargın, alacaklı, verecekli, gönül kırmış kişilerin yeri yoktur. Kul kuldan razı olmadıkça, Tanrı kuldan razı olmaz. Bu meydan, gerçek erenler meydanıdır. Bu meydanda, haklının hakkı haksızdan alınır, gönüller barıştırılır, sorgu sual yapılır. Bu meydan kin, kibir, düşmanlık meydanı değildir. Bu meydan barış ve kardeşlik meydanıdır. İçinde kin, kibir, bencillik, kıskançlık gibi kötü huyları olanlar bu yola gelmesin. İçinizde küskün ve dargın varsa, birbiri ile görüşsün, barışsın. Çünkü müminde kin, kibir olmaz.
Cemimizde bulunan bacılar, kardeşler, sizlere sesleniyorum:
Kimin kimden alacağı varsa, kim kimden dargın ya da istekliyse meydana gelsinler. Bu cemde ibadetimizi yapabilmemiz için, dargın, küskün alacaklı-verecekli kimsenin olmaması gereklidir. Her kim saklarsa ortaya gelmezse, sakladığı gibi, kalkıp cemi terketmezse, İmam Hüseyin’den şefaat ummasın.
Canlar! Üzerinizden saat geçti, gün geçti, hafta geçti, ay ve yıl geçti. Gün bugün, saat bu saat. Sırtınızda iki gözlü bir heybe! Meydana döktüğünüz erenlerin malı, gizlediğiniz sizin malınız. Doğru söylerseniz doğruluk görürsünüz. Eksik, noksan ve kusurlarınızı gizlerseniz, yükünüzle gelir yükünüzle gidersiniz. Geldiğiniz yoldan, durduğunuz dardan hayır ve şefaat görebilmeniz için, doğruyu söyleyiniz gizli kalmasın.”
Bu açıklamadan sonra dargın ya da şikayetçi(istekli) olup meydana gelenler olursa Dede barıştırır. Barışmayanları da gözcüler uygun bir şekilde cemevinden dışarı çıkarır. Dede, “ Davaya mana aşıka nişan!” der, sağında ve solunda oturanlarla görüşür. Tüm cem erenleri de yanındakilerle görüşür. (Bacılar birbirlerinin erkekler de birbirlerinin omuzuna niyaz eder.) Bu görüşme toplumun birbiriyle RIZALIK alma, birbirinden hoşnut ve razı olma anlamınadır. Rızalık alındıktan sonra Zakir, Oniki Hizmet sahiplerini çağıran deyişi çalıp söyler.

ONİKİ HİZMET SAHİPLERİNİN MEYDANA ÇAĞRILMASI
Oniki hizmet sahipleri sağ başta rehber olmak üzere meydanın orta yerinde dara dururlar.(Meydana, hizmetlerle ilgili bir deyiş çalınarak da gelirler.) Adı okunan himet sahibi meydana gelir., “ Allah, Muhammed, Ya Ali” diyerek secdesini yapar ve dara durur. Dede, dua ve tecella duası verir.

ONİKİ HİZMET DEYİŞİ

Haktan bize nida geldi
Pirim sana beyan olsun
Şahdan bize name geldi
Rehberime haber olsun

Şah kuluna kıldı nazar
Dört kalıptan adem süzer
Zeval gelmiş cemi bozar
Gözcü sana haber olsun

Zakirin zikri saz ile
Kuran okur avaz ile
Mümin müslim niyaz ile
Zakirlere haber olsun

Hak kuluna nazar eyler
Hakkın kelamını söyler
Mümin gelmiş mürvet diler
Peyik sana haber olsun
Mümini çekti meydana
Münkiri sürdü zindana
Hizmet verildi Selman’a
Faraşçıya haber olsun

Mümin yolun yakın ister
Münkirlerden sakın ister
Delil yanmaz yağın ister
Delilciye haber olsun

Bu yola giden nâcidir
Erenler kardeş bacıdır
Cem kilidi kapıcıdır
Kapıcıya haber olsun

Zakirlerin zikri sazdır
Okunan deyiş düvazdır
Mümin hak ile niyazdır
Niyazcıya haber olsun

Hak kuluna kıldı rahmet
Sana niyaz Ya Muhammed
Hizmet görüldü muhabbet
Tezekere haber olsun

Yola giden haslar hası
Mümin giyer Hak libası
Doldur ver engürün tası
Sakkacıya haber olsun

ŞAH HATAYİ’m varı geldi
Müminlerin kârı geldi
Hakkın armağanı geldi
İznikçiye haber olsun

Zakir, hizmet deyişini çalıp bitirince Oniki Hizmet sahipleri meydanda yay şeklinde dâr’a durur, Dede, topluca dualarını verir: “Allah… Allah…
Akşamlar hayr ola, hayırlar feth ola, şerler def ola, Hizmetleriniz kabul ola. Dileklerinizi Hak-Muhammed-Ali vere.Emekleriniz boşa gitmeye. Erenlerin aydın yüzlerine aşkola. Onsekiz bin alemle birlikte, cümle mümin kardeşlerimizi Hak-Muhammed-Ali yolundan mahrum eylemeye. Sizler bize hizmet ediyorsunuz; gerçek erenler de sizleri kazadan, beladan, kötülüklerden koruya. Hizmetini gördüğünüz pirlerin himmetleri üzerinizde ola. Hazret-i Hüseyin yardımcınız, Bozatlı Hızır yoldaşınız ola. Saklaya, bekleye. Geldiğiniz yerden, durduğunuz dardan iyilikler göresiniz. Dil bizden, nefes Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’den ola. Gerçeğe hü.”
Hizmet sahipleri bu duadan sonra yere secde eder tekrar dara dururlar. Bu kez Dede tecellâ duası verir:
“Tecellâ, Tevellâ Hakk’a yazıla. Tecellânız temiz, yüzünüz ak ola. Tecellâ gören cehennem ateşi görmeye. Gerçeğe hü…”
Tecellâ’dan sonra cem erenlerinin oniki hizmet sahiplerinden, hizmet sahiplerinin de birbirlerinden razı ve hoşnut olup olmadıkları Dede tarafından sorulur. Canlar “Biz razıyız Hak da razı olsun.” derlerse, Dede “Dâvâya mâna, âşıka nişan gerek. Niyazlaşın canlar” der ve herkes birbiriyle görüşür. Rehber Dede’nin, Dede rehberin; yine Rehber oniki hizmet sahiplerinin kuşaklarını bağlar. Hizmet sahipleri meydana niyaz edip hizmetlerinin başına giderler. Süpürgeci süpürge çalar. Sıra çerağ uyandırılmasına gelmiştir.

ÇERAĞ UYARMA

Şah-ı Merdan Ali’nin çerağı uyandırılır ki, erenler meydanı aydınlansın. Dede, cemaate “Edeb, erkân..” deyip, Çerağcıya seslenir:
“Erenler, kalk! Muhammed-Ali ve Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin erkânı üzre çerağı uyar…”
Çerağcı, “Eyvallah, pirim!” der ve hizmete başlar. Çerağ elinde, meydan postunun kenarına gelir ve : “Hü… erenler! Muhammed-Ali’nin hizmeti geliyor…” der, bir adım atar. İkinci kez aynen söyler bir adım daha atar. Üçüncü kez yine aynen söyler, bir adım daha atarak meydan postunun ortasına gelmiş olur, “Hü.. erenler!” der, dize gelir, çerağı(kandili) yere kor. Çerağın sağına, soluna ve önüne “Allah, Muhammed, Ya Ali” diyerek niyaz eder, sonra yere niyaz eder, diz üzeri oturur, çerağı(mumları) uyandırır(yakar.) Çerağ yanarken yani bir yandan mumları yakarken, diz üzeri şu tercemanı okuyarak cem erenlerini SALEVAT vermeye çağırır:
“Hayır himmet Pîrim!
Çerağ-ı rûşan, fahr-i dervişan, zuhur-ı iman, himmet- piran, Pir-i Horasan, küşâd-ı meydan, kuvve-i abdalan kanun-ı evliya, gerçek erenler demine hü..”
“Çerağ-ı evliya nuru semavat
Ki bu menzildir ol Tûru münacatÇerağ uyanınca kıl niyazı
Muhammed-Ali’ye candan salevat…” deyince tüm canlar salevat verir:
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammed Mustafa Allahümme salli alâ Aliyye’l Murtaza
Allahümme salli alâ Hasan-ül MüctebaAllahümme salli alâ Hüseyn-i Kerbela
Allahümme salli alâ Zeynel-AbaAllahümme salli alâ Bâkır Bahâ
Allahümme salli alâ Câfer rehnümâ
Allahümme salli alâ Kâzım Mûsa
Allahümme salli alâ Ali Sultan Rıza
Allahümme salli alâ Muhammed Takî
Allahümme salli alâ Ali Nakî
Allahümme salli alâ Hasan el-Askerî
Allahümme salli alâ Muhammed Mehdi…”
Çerağcı, salevattan sonra, çerağın sağına, soluna ve önüne niyaz ettikten sonra ayağa kalkar, geri geri çekilir, meydanın orta yerinde dara gelip şu düvaz’ı okur:

ÇERAĞ DÜVAZI

“Çün çerağ-ı fahr uyandırdık Huda’nın aşkına
Seyyid-ül-Kevneyn Muhammed Mustafa’nın aşkına

Sâki-i Kevser Aliyye’l-Mürteza’nın aşkına
Hem Hadice, Fatıma Hayrün-nisa’nın aşkına

Şah Hasan Hulk-ı Rıza hem Şah Hüseyn-i Kerbela
Ol İmam-ı Etkıya Zeynel-Aba’nın aşkına

Mûsa-i Kâzım serfirâz-ı ehl-i Hak
Hem Ali Mûsa Rızayı sâbiranın aşkına

Şah Takî-yü bâ Nakî hem Hasan-ül-Askeri
Ol Muhammed Mehdi-i sahib-livâ’nın aşkına

Pîrimiz, Üstadımız Bektaş Veli’nin aşkına
Haşredek yanan yakılan aşıkan’ın aşkına…”

Düvaz bitince “Bercemal-i Muhammed, kemal-i İmam Hasan, Şah Hüseyin Ali’yi pîr bilene verelim candan salevat…” diyerek cemde bulunanları salevat vermeye çağırır. Cem evinde bulunanların hepsi: “Allahümme salli alâ Seyyidina Muhammed ve alâ Al-i Muhammed…” diye salevat verirler.
Dede darda durmakta olan çerağcıya şu duayı verir: “Allah…Allah Hizmetin kabul muradın hasıl ola. Gönlün aydın, Hızır yoldaşın, erenler haldaşın ola. Sonsuza dek bu çerağ, bu ışık demimizde, cemimizde eksik olmaya. Yolumuz aydın, gönlümüz mutlu ola. Cabir-i Ensari’nin himmeti üzerinde ola . Gerçek erenler demine hü…” Çerağcı yere niyaz edip, geri geri çekilerek yerine gider. Dede cemaate şöyle bir dua edebilir:
“ Allah…Allah…
Horasan’dan bize ulaşan çerağımız sonsuza dek kılavuzumuz olsun.
Çerağlarımız yansın, yakılsın Hak-Muhammed-Ali aşkına,
Çerağlarımız yansın, yakılsın Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli aşkına.
Çerağlarımız yansın, yakılsın şehitler şahı İmam Hüseyin aşkına.
Çerağlarımız yansın, yakılsın Kerbela Şehitleri aşkına.
Çerağlarımız yansın, yakılsın Pir Sultanlarımızın ve tüm şehitlerimizin aşkına.
Çerağlarımız yansın, yakılsın bu yurtlardan, bu cemlerden gelmiş geçmiş tüm canların, pirlerin, rehberlerin aşkına.
Çerağlarımız sonsuza dek yansın, yolumuzu aydınlatsın, birliğimizi, varlığımızı güçlendirsin. Gerçeğe hü…”
Hemen bunun ardından zakirler üç ya da bildiği bir tane düvaz okurlar. Çerağ ile ilgili düvazlar tercih edilir. Zakir çerağ ile ilgili çeşitli düvaz bilmiyorsa başka düvazlar da söyleyebilir. Şah Hatayi’nin ünlü bir düvazı, nakarat değiştirilmek suretiyle üç defa okunur. Cem’in uzun olması istenmiyorsa, bu düvaz bir kez okunabilir. Üç düvazın söylenmiş olduğu bölgeler de vardır.

ÇERAĞ DÜVAZI

Hata ettim Huda yaktı delili
Muhammed Mustafa yaktı delili

Ol Âl-i aba’dan Hayder-i Kerrar
Aliyyü’l Mürteza yaktı delili

Hatice’tül Kübra Fâtıma Zehra
Ol Hayrü’n-nisa yaktı delili

İmam Hasan aşkına girdim meydana
Hüseyn-i Kerbela yaktı delili

İmam Zeynel, İmam Bâkır-ü Câfer
Kâzım, Mûsa Rıza yaktı delili

Muhammed Takî’den hem Ali Nakî
Hasan-ül Askeri yaktı delili

Muhammed Mehdi-i ol sahib zaman
Eşiğinde âyet yaktı delili

Bilirim günahım hadden aşubdur
Hünkâr-ı evliya yaktı delili

On İki İmamdandır bu nur HATAYÎ
Şîr-i Yezdan Ali yaktı delili

“Yaktı delili” nakaratı ikinci söyleyişte “Kurdu bu yolu” ve üçüncü söyleyişte “Kabul eylesin” denilerek düvaz üç defa söylenmektedir. Vîrani Baba’nın çerağ ile ilgili aşağıdaki düvazı ise cemlerimizde en çok okunan düvazdır:

ÇERAĞ DÜVAZI


Kudret Kandili’nde parlayıp duran
Muhammed Ali’nin Nuru’dur vallah
Zuhur edip küffar askerin kıran
Elinde Zülfikar Ali’dir billah

Elinde Zülfikar, altında Düldül
Kanber önü sıra dilleri bülbül
Hazret-i Fâtıma cennette bir gül
Ona sırrım dedi Hak Hâbibullâh
Zuhur etti İmam Hasan, Hüseyin
Onların nurundan ziyalandı din
Kırk pare bölündü Zeynel-Abidin
Çekeriz yasını hasbeten lillah

Muhammed Bâkır’dan Câfer-i Sadık
İmam Mûsa Kâzım hem Rıza dedik
Tarikat suyuyla cismimiz yuduk
Hak buyurdu mümin kalbi Beytullah

Takî, Nakî, İmamların civanı
Hasan-ül Askeri cismimin canı
Elinde hücceti sahib-zamanı
Vakit tamam oldu göndere Allah

Ta ezel ezelden böyle kuruldu
Hariciler bu dergahtan sürüldü
Kün deyince yedi kat yer dürüldü
Bir harf ile bina tuttu arşullah

VÎRÂNÎ’yem niyazım var üstaza
Elinde Zülfikar hem ehl-i gaza
Binbir dondan baş gösterdi Murtaza
Biz bir bildik, dedik Allah eyvallah

Dede, düvaz bitince, sazlarının üzerine eğilip dua bekleyen Zakirlere şu duayı verir:
“Allah, Allah…Hizmetleriniz kabul ola. Muradlarınız hasıl ola. Muhammed-Ali, Ehl-i Beyt katarlarından, didarlarından ayırmaya. Adlarını zikrettiğiniz Oniki İmamların himmeti üzerinizde ola. Diliniz dert görmeye. Dil bizden, nefes Hazret-i Hünkâr’dan ola. Gerçeğe hü…”
Süpürgeci meydana üç kez süpürge çalıp, Dâr’a durur, Dede dua verir. Şimdi sıra Tezekâr hizmetine gelmiştir.

TEZEKAR(İBRİKÇİ) HİZMETİ

Bu daha çok sembolik bir yıkama, bir tür tarikat abdestidir. Zira ceme katılan her can, cemevine gelmeden önce tertemiz yıkanmış beden temizliğini yapmıştır. Tezekar hizmetini bir bacı ve bir kardeş, iki can yerine getirir. Kardeş canın bir elinde leğen diğer elinde ibrik, bacının omuzunda havlu olduğu halde meydanın yanına gelir dururlar. Tezekâr: “Hü…Erenler. Hak-Muhammed-Ali’nin hizmeti geliyor…” der, bir adım ileri atar, ikinci kez aynen söyler. Bir adım daha ileri atar . Üçüncü kez yine aynen söyler, tekrar bir adım daha ileri atar. Böylelikle meydan postunun üzerinde dedenin karşısına gelmiş olurlar. Meydana gelen bacı ve kardeş karşılıklı edeb-erkân ile dize gelerek otururlar. Önce meydanda yanan çerağın dibine, “Allah, Muhammed, Ya Ali!” diyerek üç damla su damlattıktan sonra ,yere niyaz ederler. Sonra oturdukları yerde, önce Tezekar can bacının eline su döker havlu ile kurular; sonra da bacı, kardeşin eline su döker kurular.
Kardeş önde bacı arkada, ikisi de dizde yürüyerek Dede’nin önüne gidip, Dede’den başlayarak halkada oturanların hepsinin ellerine Tezekâr can su döker, bacı da arkadan havlu ile kurulayarak gelir. En son Gözcünün eline su döküp bitirince, Gözcü ile birlikte dâra durarak, Tezekar şu tercümanı okur.
“Destur Pîrim!
Ben gulam-ı Haydariyem
Adûdan etmem havf-u bâk
Çünkü bu hizmette örnektir bana Selman-ı Pâk
Gönlümüzü Hakka bağlayıp, yunduk, arındık, olduk pâk
Nefes pirdedir…”
Dede, tezekârın duasını verir:
“Allah…Allah…
Hizmetleriniz kabul, muratlarınız hasıl ola. İsteğinizi, dileğinizi Hak-Muhammed-Ali vere. Elleriniz dert görmeye, gönlünüz incinmeye. Hizmetinizden şefaat bulasınız. Selman-ı Pâk’in hüsnü himmeti üzerinizde ola. Gerçeğe hü…”
Hizmet sahipleri dize gelir, yere niyaz ederler, malzemelerini alıp ayağa kalkar, geri geri yerlerine çekilirler. Şimdi sıra kurban ve lokma hizmetine gelmiştir.
Kullanıcının profilini görüntüleÖzel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:      
Yeni başlık gönderBaşlığa cevap gönder


 Geçiş Yap:   



Sonraki başlık
Önceki başlık
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group :: Theme & Graphics by Daz :: Tüm zamanlar GMT
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.098